İncir ağacı teorisi
her şey olmak isteyip hiçbir şey olamamak...
Bazen hayatımı bir incir ağacı gibi görüyorum. Dalları sayısız olasılık; her biri başka bir hayat, başka bir benlik. Bir daldan yazar, bir dalda sanatçı, bir dalda tasarımcı, bir dalda kafe sahibi... Hepsi aynı anda onları seçmem için bana bakıyor. Ama ben, hangisini seçeceğimi bilmiyorum. Bu kararsızlık beni olduğum yere kilitliyor. Ne hareket edebiliyorum ne de uzanabiliyorum... ve o incirler bekledikçe olgunlaşıyor, kararıyor ve düşüyor.
Ben ise hala ağacın altında “ya yanlış seçersem?” korkusuyla duruyorum. Bu korku, bu kararsızlık beni mahvediyor, yavaş yavaş tüketiyor beni. Öylece durmak, hiçbir şey yapmamak ve sınırsızca düşünce bulutuyla kaplanmak hayatımı yaşamama engel oluyor. Bu böyle devam edemez değil mi? Sadece bir inciri seçmem lazım, sadece biri! Peki o incir hoşuma gitmese ne olacak? Başka bir incire uzanamaz mıyım?
Uzanabilirim... öncelikle yapmam gereken bir incir koparmak ve dahası gelecek. Yıllardır o ağacın altında hangi inciri seçmem gerektiğini düşünüp durdum, yıllardır... Ama işte şimdi o durduğum ağacın altından kalktım ve bir inciri kopardım. Belki bana göre değil, belki değil mi? O ilk inciri koparmadan bilemem değil mi? O ilk inciri koparmak en büyük adım, daha sonrası zamanla gelecektir. O ilk inciri koparmaya ve ne olacağını görmeye ne dersiniz?
#incirağacıteorisi #slyviaplath

