"Bu sevgi değil!"
Bir kişinin başına gelebilecek en kötü şey, bu şekilde sevilmektir.
Sevgi ne değildir? Sevgi, varlığını bastıran, sınırlarını yok sayan, sesini kısmana neden olan bir şey değildir. Seni sen olmaktan uzaklaştıran, özgürlüğünü tehdit eden hiçbir davranışın adı sevgi olamaz. Sahiplenmekle, kıskanmakla, kontrol etmekle karıştırılan bu hisler; aslında kişinin kendi korkularını, güvensizliklerini “sevgi” maskesiyle meşrulaştırarak dışa vurmasından ibarettir. Gerçek sevgi korkutmaz, zorlamaz. Gerçek sevgi güven verir, şefkatlidir. Ama ne yazık ki, günümüzde oldukça sık sevgi adı altında takıntıyla karşılaşmaktayız.
"Onu korumaya çalıştım… sadece zarar görmesini istemedim.” “Çok seviyordum, o yüzden kıskandım, o yüzden kontrol ettim.” “Onun gibi kimse olmuyor, kimse onun yerini dolduramıyor.”
İlk başta çok seven birinin kuracağı cümleler gibi durmaktadır lakin bu cümleler sevgi adı altında yapılan takıntının en yaygın kılıfıdır. Karşısındaki kişi bir davranışa istemiyorum demesine rağmen devam etmesi, kötü geldiğini bilmesine rağmen “…ama seviyorum.” diyebilmesi o kişinin sevdiğine değil takıntı yaptığına işarettir. Takıntılı davranışlar “Çok sevdiği için böyle” diyerek romantize edilir. Oysa bu davranışların hiçbir romantize edilecek yanı yoktur. Romantize edilecek yanı olmamakla birlikte insanın ruhunu yok edebilecek kadar tehlikelidir. O kişinin sevgi maskesiyle yaptığı şeyler günden güne tüketir karşı tarafı. O kadar tüketir ki seni sen yapan şeylerden bile gün geçtikçe uzaklaşırsın. Bir gün gelir ve artık kendini tanıyamaz olursun. Ve bir gün anlarsın ki…
Bir kişinin başına gelebilecek en kötü şey, bu şekilde sevilmektir.

